19 Haziran 2007

Haşaratla omuz omuza mücadele - İmparator Geri Saldırır


Haşaratla omuz omuza mücadele için kolay, pratik, tök sakıştır yak yabıştır formülleri buraya yazıp yazmamayı çok düşündüm, ve biraz da olsa yazmaya karar verdim. Biraz da olsa ne mutlu size, bana da normal. Yani yazacaktım zaten ama üşenmiştim.

Fareyle başlıyoruz.

Fare: Rattus bişey bişey. Burada konumuz, ev faresi. Yoksa lağım faresiyle, cardınla filan da başetmenin yolları var, ama onlar genelde patlayıcı içeriyor. Ev faresi ile mücadele patlayıcı içermiyor.

Ev faresi ile ilgili olarak öncelikle bilmeniz gereken en önemli şey, bunların olduğu. Yani sen ne kadar klas bir insan da olsan, bunlar var. Sokaklarda dolaşıyorlar ve delik buldu mu evine de dalar alimallah. İstersen peygamber sülalesinden ol, hayvana fark etmez. Evde artık yer, sağda solda gezer. Çeşitli ibnelikler yapar. Çünkü onun doğası böyle: O, habis bir kişi.

Bu farelerden bir tane görürsen, bil ki bir tane daha var. Ola ki hayvanı erken tespit ettin - her ne kadar çok kolay olmasa da bu-, eşini yanına aldırmadan müdahale etmen mümkün olabilir. Ama "given enough time" tabir ettiğimiz yeterli vakti verirsen ona, eşini kesinlikle yanına aldırıyor. Benim evde çıkanlarda, sırf erkek dolanıyordu etrafta. Mütemadiyen onunla karşılaşıyordum, diğerinin varlığını öğrenmem ayrı bir hikayedir.

Şimdi, bu hayvanın birkaç rotası oluyor ev içinde. Yaşadığı (uyuduğu filan) bir iki yer dışında, yemek için düzenli olarak sefere çıktığı rotalar. Bu rotalar da hemen hemen kesinlikle, duvar diplerini takip ediyor. Bu, senin en çok işine yarayacak stratejik bilgi. Hayvanı çok afedersin siksen, rotasından çıkmayacak. O derece katı bir sistemleri var. Alman gibiler.

Senin öncelikli vazifen, bu rotayı öğrenmek ve teati etmektir (fareyle karşılıklı). Sen bu rotayı öğrendikten sonra yapman gerekenler de sırasıyla önce kırtasiyeciye, sonra eczaneye, sonra da markete gitmek. Alışveriş listesini veriyorum sana:

- birkaç adet 50x70 oluklu mukavva (3 mm kalınlık tercih edilmeli)
- bir adet maket bıçağı
- bir adet güzel bant (aydinger bandı - şeffaf)
- bir adet irice gönye (benim tercihim rotring veta hatas 30-60'lık)
- "fare yapışkanı" diye isteyeceksin eczaneden, "tibtrap" diye bir marka var örneğin
- tam yağlı ezine koyun peyniri (kapan kurarken sen de sebeplenirsin, yanında bir ufak açarsın. zaten doktor emmet l brown'ın dediği gibi: "eğer bir fare kapanı yapacaksan, onu iyi bir peynirle yap.")

Malzeme hazırsa, kapanı tarif ediyorum. 25x25 bir altlık kesiyorsun mukavva. Bir de 20x40 gibi diyagonal eleman kesiyorsun. Bunları biraz sonra göreceğin şekildeki gibi çatıyorsun. Altlık dört köşesinden yere bantlanıyor. Diyagonal ise, değdiği yerden duvara bantlanıyor (bantları dikey yabıştır, yoksa taşımaz. lök diye düşer). Diyagonal elemanın altlıkla birleştiği yeri yabıştırma, orası serbest olacak.

Yabıştırdıysan eğer, altlığın üst yüzeyinin ortasına mis gibi ezine peynirinden bir parça koyuyorsun. Onun etrafına da sık ve bol yabıştırıcılı halkalar çiziyorsun tibtrap'le.
Diyagonal arkadaşı da şekilde gördüğün gibi düzgünce yerleştiriyorsun altlığa. Bunu, hayvanın bildiğin tüm rotalarının stratejik noktalarında tekrarlıyorsun (en stratejik noktalar, en az ışık alan yerlerde. Bayılıyor ışıksız ortama ibnenin evlatları.) Ve bu kapanlarının hepsine birer isim verip, bu isimleri üzerlerine yazıyorsun. Bu önemli. Sonradan tarihte o şekilde yerini alacak o kapanlar.

Bir zaman sonra kontrol ediyorsun kapanlarını. En ummadığın kapanda yakalıyorsun muhtemelen hayvanı. Ben toplam 3 tane kurmuştum (alfa, bıravo ve çarli), erkek olanı bıravo yakaladı (ki en umutsuz olduğum tuzaktı). Bundan birkaç gün sonra ise alfa tuzağına, o ana kadar varlığından haberim olmayan dişi yakalanmış, ciyaklıyordu.

Neyse, yöntem aşağı yukarı bu. Hayvanı bu yöntemde sağ yakalıyor olmak gibi bir durumun var, onunla da kendin uğraş diye yöntemlerini söylemiyorum. Hiç zevki kalmayacak yoksa.

Temsili robot resimler de aşağıda:



13 yorum:

zuhtupekmez@gmail.com (Zuhtu Pekmez) dedi ki...

Bir askerlik anısıyla katkıda bulunayım. Askerlik yaptığım birlikte erlerden biri benzer bir yöntemle kuş yakalamaya çalışıyordu. Nöbet tuttuğu binanın önünde bazı bölgelere tutkal döküyor ve sonra da üzerine ekmek kırıntısı serpiyordu. Mantık şu tabii: kuş kırıntıları yemek için konacak ve yere yapışıp kalacak.

Tutkal miktarı her geçen gün artmasına rağmen kuşlar konup kırıntıları yiyip uçmaya devam ettiler. Deneyler sonuç vermedi. Tutkal yeterince kuvvetli değildi...

Aynı er bir gün nöbet klübesini bir kapan gibi kullanarak kuş yakaladı ama. Klübeye ekmek kırıntıları koyup kapıyı açık bırakmış, kuş içeri girince de klübenin kapısını kapatmış... Kuş manyağıydı bu çocuk. Kuşçuluk bir hastalıktır diyordu... Yedi böyle nöbetleri.

gerrain dedi ki...

O kuşu kulübeden nasıl aldı ki herif?

Adsız dedi ki...

Ani bir hareketle klübeye kendisi de girerek yakaladı efem. Özel bir teknoloji kullanmadı.

gerrain dedi ki...

Kulübeyi kısa bir süre vakumlasaydı, leziz biçimde alabilirdi. Çok estetikten uzak şekilde yapıyoruz toplum olarak böyle şeyleri.

Adsız dedi ki...

Doğru söylüyorsunuz. Böyle herşeyi canhıraş yapmasak ne güzel olur. Her işin daha kolay, bilime irfana dayanan bir yolu var. Vakum gibi, fermantasyon gibi...

Ancak, askere vakum gibi erotik teknolojiler sokmak milli güvenliğimizi tehlikeye atabilir gibime geliyor.

Adsız dedi ki...

Peki fare zehiri hakkında ne düşünüyorsunuz? Hayvana fazla çektirmemek istediğimden, hareketsizlikten günlerce bekleyerek gözümün önünde ölmesini izlemektense iç kanamadan ölmesini sağlamak biraz daha iyi gibi sanki..

gerrain dedi ki...

Askerle erotizmi ayırmak bence de doğru bir noktada. Ama öte yandan da, bir ordunun en önemli artısı, caydırıcılığıdır. Bunu da hesaba katarsak, nöbet kulübesini vakumlamak çok kötü bir fikir olmayabilir gibi geliyor bana.

gerrain dedi ki...

Fare zehirinin zehirli olması kötü bir defa. Sağlıksız yani. Bir de, zehirlenen hayvan gidip ulaşılamayacak bir yerde ölme eğilimi gösterebiliyor. Ev leş gibi kokar, hayvanı da ara ki bulasın. Bu search and destroy kısmı çözülebilirse, fareyi o ya da bu şekilde öldürmeye karşı değilim. Ama üzerine kolonya döküp yakamıyorum mesela. İçim kaldırmıyor.

Adsız dedi ki...

farenin üzerine kolonya döküp yakma fikri can havli kaçan hayvanın çizgi filmlerde olduğu gibi evi yakma ihtimalini de beraberinde getiriyor. bu çözümü denemeden önce bir yangın söndürme tüpü edinmek gerekir kanımca.

saygılar,
dgtal

ziddra dedi ki...

Tahta yer döşemesinin altında ordu tesis etmiş olanları zehirle imha etmek pek akıl karı olmuyor. Bizi öldürebilirsiniz yine de bu evi size yar etmeyiz huleyn diyorlar. Böylesinden usulca kaçacaksın, mücadele yersiz. Yemekle de yetinmeyip, sağda solda çerez niyetine kemirmelik ne varsa tırtıklayıp bırakıyor. Gece ayak parmağınıza rastladıklarında bırakmıyorlardır belki bilmiyorum.

Özgür dedi ki...

Yok abicim ben adam olmam! En son gerrain'in "pipet-kamış" makalesini kurumsal ofis ortamında okumak ve bilgisayar başında kopmak suretiyle, gülmemek için kasılırken ense köküme kramp girerekten kıpkırmızı olmuş ve en nihayet içtiği çay boğazına kaçmış taklidi yaparak wc ye kaçan müdürü oynamıştım. Gel görki faydalı olmamış "ne okuyo lan bu herif internette" gibisinden haklı sert (tatlı sert'in diğer versiyonu) bakışlara maruz kalmıştım.

Akıllanmadım yine aynını yaptım. 3. de kovulucam allah izin verirse. Gerrainciğim artık senle kader birliği yaparız, alırsın beni yanına, çırak mırak bi şekil yapıcan artık. Dolaylı yoldan fakirin ekmeğiyle oynamış oldun koçum!

gerrain dedi ki...

Özgür biz şu kuruyemişçiyi kurduk mu bitecek bu sorunların.

Adsız dedi ki...

Gecenin bir vakti kardeşim ciyakladı. "Abi koş Fare" uykuya dalmak üzereyken sese kulak verdim. Kardeşim korku ile sürekli "Abi Fare, Abi Fare" diye bağırıyor. "Bana bak. Benim nerem fare, insan abisini hiç fare der mi diye" söylendim. Evimizde yaklaşık 10 gün misafir olan fare macerası bu şekilde başladı.
MEĞER NE FAREKOLOKLAR VARMIŞ
Farenin evimizde dolaşmasıyla birlikte bizim evde korkuda başladı. Hanım, çocuklar birazda bendeniz fare korkusundan ne zaman dışarıya çıksak içeri girerken kedi gibi mivaylamaya başladık. Aklımız sıra fare bizim sesimizi kedi sesi zannedecek ve ortalıktan kanepe altına filan saklanacak. Baktık bu mivaylama işi bizi ciddi, ciddi kediliğe götürüyor oturduk fareyi dışarı atmanın yollarını araştırmaya başladık. Ben belki insanca biliyor diye sık, sık fareye hem de yüksek sesle Fare "bey, oğlum Almanyadan gelecek lütfen evimizi boşaltırmısın? dedim ancak farenin laftan filan anladığı yok. Önce kendi yöntemlerimizle fareyi dışarıya atalım dedik. Birden hanım hiç sevmediği halde dışarıda beslediğim kedilerden birini evimize almamızı önerdi. Tamam dedim. Bir gece tıkırtının olduğu odaya saldık bizim canavar kediyi. Işıkları da kapattık. Bir süre dışarıda bekledik az sonra bir tangırtı, ?Tamam? dedik. Bizim kedi işi bitirdi. Kapıyı açtım. Bizim kedi yalana, yalana sanki 5 savaş kazanmış komutan edasıyla odadan çıktı. Hepimiz sevinçliyiz. Artık fare tarih oldu derken, az sonra baktık takırtı devam ediyor. Meğer benim kedi yatağın altına sakladığım kızarmış tavuğu yemiş, Eee farede haklı. Bende olsam çiğ fare yerine pişmiş tavuk yerim. Kedi işi olmayınca işi bir bilene soralım dedik. Eczacıya gittim. ?Bana en keskininden, pahallısından fare ilacı ver dedim. Eczacı "Ne o fareniz mi hastalandı. Nesi var? deyince. Kardeşim fareyi öldürecek ilaç istiyorum dedim ve ilacı aldığım gibi koşarak eve gittim. Evin belirli bölgelerine ilacı koydum. Korkmayan fare sabaha kadar sizlere ömür bu ilaçlar kesin onu tahtalı köye gönderir umuduyla hayal kurdum. Sabah kalktığımda bizim farenin ilaçların yanından bile geçmediğini gördük. Tekrar eczaneye gittim ve değişik marka ilaçlar aldım. Eczacı fareyi ilaçların yanına çekebilmek için fındık, fıstık gibi şeyler koyun deyince mecburen paramıza kıydık fındık fıstık aldık. Fare ilaçının yanında fındık, fıstığı gören bizim hanım. ?Beni fare kadar sevmiyorsun. Bak fareye bile fındık, fıstık aldın, ben istesem almazsın" dedi. Neyse uzatmayalım. Sabah heyecanla yine ilaçların yanına gittim. Bizim fareye koyduğum fındık fıstığı yemiş, yemlere dokunmamış. Kendi kendime bu fareden çekeceğimiz varmış dedim.
KESİN ÇÖZÜM YAPIŞKAN
Bir ara gazetede bizim Can?a fare muhabbetini açınca abi dedi. "Bizim matbaada fareler onbire onbir maç yapıyordu. Hatta işlerine gelmeyen haberleri kemirip, gazeteyi kuşa çeviriyorlardı. Bi ilaç aldım fareler sizlere ömür. Az biraz kalmıştı. Ne doktorlar, ne mühendisler istemişti de vermemişim. Bunu farelerin yanına koy kesin çüzüm" dedi. Can?ın verdiği yemlerde nafile. Neredeyse 10 gün oldu, fare bir odadan bir odaya gidiyor. Karıştırmadık çekmece, dolap bırakmadı. Bu işten nasıl kurtulacağım diye çareler ararken gazetemizdeki Sevil hanım Bytrap fare yapışkanı almamı önerdi. Gittim fare yapışkanı aldım. Hiç umudum yoktu sabah baktığımda farenin benim koyduğum tahtaya yapıştığını gördüm. 10 günlük kabusun ardından fareyi yakaladık ve bize 10 gün boyunca çile çektiren fare şimdi çaresiz, çaresiz bize bakıyordu.
FARELER BİZDEN AKILLI